BİZİM YAYLALAR

 

Bir zamanlar bizim olan yaylalar,

Eskiden koyunlarımızı ineklerimizi otlattığımız yaylalar. Soğuk sularından içtiğimiz, yazın duman çöküp dolu yağan yaylalar. Her baharda okulların kapanmasına yakın eskilerden göç ettiğimiz yaylalar. Senin kıymetini geç anladık.

Bizler bu yaylaların kıymetini iş işten geçtikten sonra anlıyoruz. Yazın gurbetten dönen bizim uşaklar buralara çıkıp geziyorlar. Yaylalara doyamadan geri dönüyorlar.

Bahsettiğim yaylalar; Sis dağı yaylası, Kazık beli yaylası, Alaca yaylası, Kızılavu yaylası ve kadırga yaylası. Bu yaylalarda bir zamanlar bizim Kuşköyü’nden,  Karabörk’ten, Dere gözü’nden insanlar kalıyorlardı. Bu köylerin hepsinden insanlar hayvanlarını buralarda beslerdi. Son yıllarda bakıyorum da buraların eski sahipleri buraları terk etti. Yerine yeni sahipleri aldı.

            Burada şundan bahsetmek istiyorum. Biz çanakçı deresi olarak bu yaylalarımıza yeteri kadar sahip çıkamadık. Bizler buraları terk edince de Gümüşhane den Trabzon dan komşularımız buraları sahiplenmeye başladılar. Yıllardır süren yayla davalarımızı teker teker kaybettik. Bu yaylaların davalı olduğundan haberi olmayanlarımız bile var.  Bu yaylaların en iyi yerleri bizlerde iken şimdi kenar yerlerinde daha az bir alanda, kavga dövüşle idare eder duruma geldik. Bizlerden birileri oralara ev yapmaya kalksa engellemeye çalışıyorlar.

Oralarda yaylacılıkla uğraşanları ziyaret edelim. Bizimkiler hep yaşlı insanlar, gençlerimiz ilgi göstermiyorlar. Hepsi hazırcı olmuş. Armut piş ağzıma düş diye bekliyorlar.

            Yaylalara her yerden araç yolu yapılmış. İstediğin yerden gidebiliyorsun. Gidenler hep araçlarla gidiyorlar. Düşünüyorum da eskisi gibi yol olmasaydı şimdiki gençler oralara gezmek içinde olsa çıkar mıydı?

            Yaylalarımıza sahip çıkalım. Oralara her yıl gidip temiz havasını koklayalım. Soğuk suyunu içelim. Soğuk su deyince aklıma geldi. Sis dağına gitmiştim. Arkadaşlar bana bu suya elini koy otuz saniyeden fazla kalamazsın dediler. Şimdiye kadar kalanı görmemişler. Bende baktım, sanki çok soğuk değilmiş gibi geldi bana. Elimi suya tuttum beklemeye başladım. Otuz saniye olmuştu ama kolum kopacakmış gibiydi. Derken zorlayarak en azından kırk saniye olsun istedim. Bir taraftan saatin saniyelerine bakıyorum. Saniye kırk olunca elimi yavaşça çektim. Yavaşça çektim çünkü elimde hızlı çekecek güç derman kalmamıştı. Sanki kolum kopmuş gibiydi. Bir süre sonra kendime geldim. Acaba koluma bir şey mi oldu diye korktum. İşte böyle soğuk suları olan bir yer sis dağı yaylası. Diğer yaylalarımızda aynı güzellikteler. Ayrıca dokuz oluk diye meşhur bir suyu daha var sis dağı yaylasının. İşte bizim yaylalarımız, vazgeçemeyeceğimiz doğal güzelliklerimizdir.

            Karadeniz de birçok güzellik keşfedilmeyi bekliyor. Ancak biz bunların kıymetini elimizden kaybetmeye başlayınca yâda kaybedince anlıyoruz. Neden Sis dağında bir kayak merkezi olmasın. Neden birçok yaylamızdaki birçok suyun, gölün, tepenin, Evliyaların, Yayla şenliklerinin kıymetini bilmiyoruz . Kıymetini bilen yok değil tabiî ki, değerini anlayanlar azınlıkta olduğundan bu yaylaların sahipleri değişiyor. Elimizden başkaları alıyor.

            Hep beraber Doğal güzelliklerimize sahip çıkalım. Gurbette bile olsak izinlerimizi memleketimizde geçirelim. Bu doğa harikası yerleri çalışma arkadaşlarımıza, çevremize, dostlarımıza tavsiye edelim.

            Her şey gönlünüzce olsun.

            Bir başka konuda buluşmak dileğiyle

Salih Köçek          

salih-kocek@hotmail.com

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Kuşköyünde Öğrenci olmak

Derenin Balıkları

Nereden Nereye

Özledim İşte

Kuşköyü Yöresi

Baharın Gelişi