Yöremizde Yayla Hayatı
Yayla
hayatı bir başkadır yöremizde. Eskiden daha çok çıkılırdı yaylalara.Bu bir
gelenek haline gelmişti. Genellikle yayla hayatı haziran ayında başlayıp, eylül
ayının ilk haftasına kadar sürer. Tabi bu tarihler daha çok hava şartlarına
bağlı. Göç tarihleri iyi havalarda gerçekleştirilmeli. Yağmur yağarsa yollar
kayganlaşabilir çünkü.
Yaylada hayat, erkenden başlar. Sabah kalkılır, süt sağılır, sütün kaymağı
alınır kaymak kabına konulur. Kaymağı alınan süt de peynir kabına konulur. Daha
sonra güneş kendini iyice göstermeye başlayınca, ahırdaki hayvanlar çözülür.
Otlak alanlarına götürülen hayvanlar diledikleri kadar yemek yemekte ve
gezinmekte özgür olurlar. Hayvanların ahırlarının temizlenmesi de unutulmaz.
“çafi” lerle gübreler temizlenir.
Süt, yayladaki insanlar için çok önemlidir. Sütten yapılan minci, tereyağı kış
için erzak niteliğindedir. Eskiden tereyağını yapmak için yayık kullanılırdı.
Tavana asılan bir iple ahşaptan yapılmış olan yayık bir salıncak misali
sallanırdı. Küçük çocuklar için oyuncak görünümünde olan yayık, kadınlar için en
önemli araçlardan biri.
İkindiye doğru hayvanlar toplanmaya başlar daha sonra. Ahırlarına geri dönen
hayvanların karınları doymuş olur.
Yayla hayatının olmazsa olmazından birisi de atma türkülerdir. Yemek yaparken,
örgü örerken dahi kadınlar atma türkü atmaktan geri kalmazlar. Sadece kadınlar
mı erkekler de işlerini yaparken birbirlerine atma türkü atarlar. Bu türküler
yöre halkının en büyük eğlencelerinden biridir.
Burada oldukça zordur. Sabahtan akşama kadar çalışır insanlar. Sütüydü,
sığırıydı, yün örgüsüydü, gübre temizlemesiydi derken güneş dağların arkasından
kaybolur. Çoğunlukla hava sislidir buralarda. Hele en tepelere çıkarsanız
mükemmel bir manzara bekler sizi. Dağların yamaçlarında sis kümelenmiştir. Sanki
siz dünyada değilmişsiniz gibi hissedersiniz. Bulutlardasınız ve her şey aşağıda
kalmış. Sisler ülkesinde yaşıyorsunuzdur.
Zor olsa da bu hayat aslında çok güzeldir. Manzarasıyla, sessizliğiyle, atma
türküleriyle oldukça değişik bir yaşam şekli. Şimdilerde bu gelenek azalsa da
hala bu geleneği yaşatan birileri var. Teknolojiden uzakta dağların en ucunda
sislerin içinde yaşayan bu insanlar adeta zaman öncesi devirleri çağırıştır
bize.En azından bu yıl ben gezme amaçlı da olsa bir hafta yaylada kaldım. Sizde
zamanda yolculuk yapmak isterseniz kaybolmaya başlayan bu geleneği en azından
turistik de olsa yaşatmaya çalışmaya ne dersiniz?
Gundogdu KÖÇEK
Kuskoyu@hotmail.com
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Horon bir yaşamdır Karadenizde
Köyümüz için bir şeyler yapalım